Thursday, January 24, 2008

Renkler ve ayrılık ?

Merhabalaar herkese, boncuklarımı topladıım ve geldimm :D Kursum bitti. Temel cam tekniklerinin hepsini öğrendik. Bundan sonrası benim yaratıcılığıma ve tasarımlarıma kaldı. Dün annemle gidip takılarım için kullanmak için gümüş parçalar aldık. Bütün takılarda tamamen gümüş kullanmak istiyorum. Çünkü yapılan boncuklar gerçekten değerli her biri için dakkikalarca uğraşıyorsun. Bir kolye yapmak en azından bir gününü alıyor. O nedenle en küçük birleştirme parçalarını bile gümüş kullanmak lazım diye düşünüyorum. Neyse :D Bu arada buradaki son günlerimi yaşıyorum. ayrılık acısı ile kavuşmanın sevinci birbirine karıştı. Ayrılıktan hemen öncesi, geride kalanlar içinde sonraki bir kaç gün çok zor geçiyor. Umarım kolayca atlatırız zor günleri. Ayrılık yaşayan herkesin umarım bu acıları azalır :) herkese sevgiler...

Friday, January 18, 2008

boncuklaaarr :D

Merhabalaaarrr herkeseee :D Bakın ne güzel cicilerim vaar beniim :D Kurs tam gaz devam ediyor. Artık şekillerden kurtulduk aslında onlarda keyifliydi ama tabiki rengarenk boncuklarımın olması beni daha mutlu ediyor. Sadece renkler değil şekiller, desenler, farklı teknikler üst üste binerek birbirinden güzel ve pırıltılı boncuğa dönüşüyor. Bende her dk sıkılmadan bunları torbalarından çıkarıp çıkarıp izliyorum. Her bir boncuğa bir sürü emek harcayarak oluşturduktan sonra onları seyretmek dahada zevkli oluyor. Heyecanla bir ateleye kurup özgürce çalışabileceğim zamanı bekliyorum çok heyecanlıyım :D herkese sevgilerrrrrrrr...

Thursday, January 3, 2008

Çook güzel bir gün bugün arkadaşlar. Yeni bir sayfa açtım önümde. Umarım başladığım şeyi güzel bir şekilde devam ettirebilirim. Nedir o diyorsunuz dimi :D Bu gün cam boncuk yapımı kursuna başladım :D yandakilerde ilk boncuklarım elbette bu güzel haberi sizlerle paylaşmadan geçemem. Biraz beni ürküten o alev püskürten aletin başına oturmak çok heyecan vericiydi. Özelliklede sert camın elimde eriyişini izlemek, kor aleve şekil vermek (daha doğrusu vermeye çalışmak :)) çok keyifli. Biraz karışık, çok çalışmak gerek. Ama çokta eğlenceli. Ha birde bu güzel günü istanbul benim için bir süpriz yaparak kutladı. KAR YAĞDIIIIII :D İstanbulun ilk karı. Tüm kirlenmişliği silindi sanki o anda. Çok güzeldi. Ben yine masal kitabında bir prensese dönüştüm. Ve elimde iki tane sihirli taş tutuyordum :D Biri benim diğeride sizler için :) Belçikaya döndüğümde hemen bir atelye kurup çalışmalar başlıycam. Birde internet sitesi inşallah. Ben bunu işim yapmak istiyorum umarım doğru bir yola çıkmışımdır. Deneyeceğiz ve göreceğiz... Herkese bembeyaz günler dilerim, sevgileeeeerrr...

Tuesday, January 1, 2008

Mutlu yıllar...

Herkese mutlu yılllaaaaarr. Yine koca bir sene uçtu gitti. Belki yapamadıklarımız, kaçırdıklarımız ve kaybettiklerimiz için o uçarken arkasından bakakaldık. Ama bitişler herzaman yeni şeylerin başlangıcıdır değil mi? Yeni, yepyeni sıfır kilometre :) bir yıl var elimizde. Umarım hepimiz yeni yılı gönlümüzce kullanabiliriz. Her dk sı umutla ve mutlulukla geçer. Ailemle akrabalarımla güzel bir yılbaşı gecesi geçirdik. Ama eşimden ve kızımdan uzakta bir yanım yarımdı. AŞKIIIM ÇOK ÖZLEDİM SENİ. diye haykırıyım sizlerin huzurundan :D 2şubatta evime dönüyorum az kaldı. Şimdide kalbimde annemden ayrılmanın sızısı başladı. Herkese sevgier

Tuesday, December 18, 2007

İyİkİ vArSıııııN bLoGuuuuuuuuuM <3





















Merhaba herkeseeee,
anlaşılacağı gibi bugün blogumun 1. yılı :D Ve tam 150. postumu şu an yazıyor. Aslında bugün için daha özel birşeyler yapmak istemiştim blogumda ama malesef okulumda terslikler var daha doğrusu dersler çok iyi gitmiyor. Çok moralim bozuldu... Her neyse öyle böyle koca bir seneyi devirdi blogum ve tabiki tüm ziyaret eden tatlı arkadaşlarım ve ben. Bu blogu ilk başta uzaktaki beni seven ve merak edenler için özelliklede annem için açmıştım. Ama bir baktım yazmak güzel, gezdiğim gördüğüm yerleri fotograflamak, evimi canım kızımı ve benim minik hayatımı aslında hiiiç tanımadığım görmediğim insanlarla paylaşmak çok keyifli. O insanları tanımak, arkadaş dost olmak yüzlerce kilometre öteden sesini bile hiç duymadığım insanlarla dertleşmek, onları sevebilmek çok çok güzel. Biliyorum son zamanlarda bloguma hiç vakit ayırmıyorum bunun için çokta üzülüyorum aslında ama sanırım Belçikaya geri döndüğümde eski hızıma kavuşurum :D Umarım blog maceram uzuuuun bir süre devam eder. Blogumu ziyaret eden, yorum yazan tüüüm arkadaşlar çok teşekkürler. Herkese kocaman öpücükler. Bu arada şimdiden hepinize güzel bir bayram dilerim. Sevdikleriniz umarım hep sizlerle güzel anıları paylaşırlar, bayramınız sevdiklerinizle tatlansın. Yeni hatıralarda görüşmek dileğiyle <3>

Thursday, November 15, 2007

Miniiiik prensesssssiiimmm


Herkeseee merhabalaarr :D Shine in hepinize ilk basta selamlarini yolliyim tum blogumuzu okuyanlara. Ozallikle yogun istekleri icin Deniz ablasina ve Merail ablasina opucuklerini yolluyor. Anladiginiz gibi evime geldim. Gerci yalnizca 15 gun kalacagim ve bunun neredeyse bir haftasi gecti bile. Buralari cok ozlemisim tabiki en cok kizim ve kocisimi :D coook cook ozlemisim... bu fotograflar evimizin yakinindaki shine ile gezmeye gittigimiz parkta cekildi. Yapraklar cok guzeldi. shine la beraber gezmeyi cok ozlemisim. Oda sanirim :D beraber mutlu mutlu gezdik ordekleri kovaladik. gerci hava coook soguk bugun 1 derece mesela cok usudum ama agaclarin arasinda kendime geldim :D sevgileeerrrrrr












































Saturday, October 27, 2007

yakalar çiçek açıyooor :D


Merhabalaaar herkese. Yine bir durgunluk döneminden sonra bir "evdeki paça kumaşları değerlendirme projesi"nde yine beraberiiiiz:D Aşağıda fotograflarla adım adım anlattım ama yinede yazılı olarak yaka çiçeğinin nasıl yapıldığını anlatayım. İlk olarak kabarık durabilecek kalın kumaşlar buluyoruz. Aynı büyüklükte 4 tane kare kesiyoruz. sonra her bir kareyi dörde katlıyoruz. Ve bunları kare oluşturacak biçimde yanyana getiriyoruz. Ortalarından dikerek birleştiriyoruz. Göbeğine tabiki düğmeeee :D veya istediğiniz boncuk falanda olabilir şeyi sıkıca dikiyoruz. Daha sonra elimizde oluşan her yaprağı bir kalp gibi kesiyoruz. Kalbin üst yuvarlak kısımları gibi. Veeee çiçeğimiiizzz hazıııırrr. Artık bere yaka şapka çanta vs heryeri süslemeye hazır :D Kolay gelsin...














Tuesday, October 23, 2007

Santralİstanbul


Eğer İstanbulda yaşıyorsanız boş bir günü değerlendirmek için iyi bir fırsat bence. Taksim AKM önünden her yarım saatte bir ücretsiz servis kalkıyor ve gece 22:30 a kadarda dönüş imkanı var. Eski bir elektrik santralı olan bina İstanbulda gördüğüm tarihi dokusuna zarar verilmeden en güzel toparlanmış mekanlardan biri olmuş. Yerlerde orjinal karolar bile duruyor. Hem sergi gezip hemde herzaman görmeye alışık olmadığımız kocaman tuaf makinaları görmek için güzeldi.






Neden olmuyor?

Şu İstanbula her gelişimde aynı hisleri ve aynı çaresizliği yaşıyorum zamana karşı. Burada zaman o kadar hızlı akıyorki hiç bir şekilde yakalıyamıyorum bir ucundan, köşesinden. E pek tabi bu da benim gibi bir turist edasıyla vatana dönen vatandaşı rahatsız ediyor. İstiyorumki gelmeden önce kafamda tasarladığım bütüüüün o planlar uygulansın. Gidilecek yerler gidilsin görülsün. Ama bu sırada evde bol bol aile saadeti dolu dakikalar yaşansın. Yani anlatacağım şudur arkadaşlar bir ayı çoktan devirdik. Ama nedir elimizde olan; aynı tas aynı hamam. İstanbul koşuyor ben tökezleye tökezleye peşinden kovalıyorum. Yok olmadı olmayacak. Anlaşamayacağız bu şehirle. Bu arada koşturmaktan gerçekten bileğimi burktum ve şu an topallıyorum :D Neyseki kırık çıkık bir durum yok. Genel gidişat bu. Detaya girersek, bugün kardeşim ben ve cici Hilalcim okul sonrası Santralİstanbula gittik. Gidiş nedenimiz Bienalin bir alanını daha izleyebilmekti. Fakat beklediğimizi hiç bulamadık. Küçücük bir alanda çokta keyif almadıığımız şeyler izledik. Neyseki durumu Santralİstanbulun kendi sergisi kurtardı. Aşağıda oradan kareler var :D














Thursday, October 11, 2007

Ratatouille ve Sersemler Evi

Yine uzuunca bir aradan sonra blogumu yenileme zamanın gelip geçtiğini fark ettim :D Gezmeye son sürat devam tabiki bu arada... Belçikada yaşarken Türkçe sinama ve tiyatro izlemeye hasret kalıyorum hemde nasıl anlatamam. Ara sıra orayada geliyor bişeyler hiç ayırtetmeden hepsini izliyorum ama yinede bir sürü seçenek içinden seçerek gitmek harika birşey. Gittiğim bir film ve bir tiyatro oyunundan bahsetmek istiyorum. Birincisi Ratatouilleeeeee çok şirin şuna bakın ya. Işıl ışıl Paris manaralarından hoşlanıyorsanız kaçırmayın vallahi. Hele şirin bir farenin o mini minnacık elleriyle nasıl harika yemekler yaptığını izlemekte çok güzel:D Yaz başından beri izlemek istiyordum neyseki şansıma bir daha vizyona sokulunca yupiiii dedim ve kardeşimle sinamaya koştum.

İkinci bahsedeceğim sanatsal atraksiyonumuzda Sersemler Evi adlı oyun:) . Müthişti çok beğendim. Tamamen sessiz vede maskelerle oynanan bu oyundaki oyuncuların enerjilerine hayran kalmamak imkansızdı. Sürekli koşuyor, sürekli merdiven inip çıkıyorlar. Yerlerde yuvarlanıp dans ediyorlar. Bir an bile durmadan büyük bir enerjiyle nasıl oynanır böyle bir oyun insan şaşıyor. Yaklaşık 1-1,5 saat süren oyunda arada vermiyorlar hiç. Daha fazla anlatmıyım gitmek isteyenlerede oyunun keyfini çıkarmak kalsın en azından.

Bu arada herkese şekerrrr gibi tatlımı tatlı, mutlumu mutlu, sevdikleriyle dop doluu bir bayram dilerim. SeVgİlEr....